Dünya Ekonomisi Nereye Gidiyor?

DÜNYA NEREYE GİDİYOR?

 

İş dünyasında faaliyet göstermek ekonomik ve siyasi gelişmeleri yakından takip etmeyi gerektiriyor. İhracat söz konusu olduğunda diğer ülkelerdeki gelişmeler de son derece önemli. Sadece ekonomik değil, siyasi gelişmeleri de yakından takip etmeliyiz. İhracat yapıyorsak faaliyet gösterdiğimiz ülkedeki gelişmeleri, ihracat yapma niyetindeysek hedeflediğimiz ülkedeki gelişmelerden haberdar olmalıyız.

 

Ülkemizdeki ekonomik durgunluğun yanı sıra siyasi belirsizlikler de eklenince ihracat yapmak daha önemli hale geldi. Peki diğer ülkelerde siyasi ve ekonomik durum nasıl?

 

Ülke bazında incelemek tabi ki bir yazıda mümkün değil ama dünya ticaretinde etkin olan Amerika, Avrupa ve Çin olarak bakabiliriz. Bu ülkelere baktığımızda 3 unsur öne çıkıyor:

 

  • Amerika’daki seçimlerden sonraki belirsizlik
  • Avrupa’daki siyasi risklerin ekonomiyi etkilemesi
  • Çin’deki artan borç

 

AMERİKA

20 Ocak’ta Donald Trump göreve başladı. Göreve başlamadan önce gayet sert ve radikal söylemleri vardı. Bunların bir kısmının seçimi kazanmak için kullandığını düşünüyordum. Fakat seçim sonrası bunların bir kısmını hayata geçirmeye kararlı gibi duruyor.

Trump’un seçilmesi Amerika’nın dünya ticaretindeki önemi nedeniyle diğer ülkeler için de son derece önemli. Bu nedenle politikaları ve faaliyetleri yakından takip ediliyor.

  • İthalattaki gümrük vergilerinin artırılması ve göçmenlere getirilecek kısıtlamaların Amerika ekonomisini yavaşlatacağı ve gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) artışını %0.9’a düşürebileceği tahmin ediliyor. Nitekim bu uygulamaların bir kısmı dile getirilmeye başlandı yeni başkan tarafından.
  • Başka bir senaryoya göre Trump’un beklenenden daha ılımlı davranması ve altyapı harcamaları yapması, vergi reformlarını gerçekleştirmesi durumunda GSYİH %2.8 artması bekleniyor.
  • Trump’un faaliyetleri ve diğer ülkelere karşı tutumu ilişkilerde belirsizliği artırıyor. Meksika’ya duvar örmek istemesi, Çin’e karşı duruşu bunlara bazı örnekler.

 

Amerika GSYİH artış senaryoları: 2016-2018

 

Bu tabloda Amerika’nın farklı senaryolara göre GSYİH artışı tahmini var. Ortadaki düz çizgi Euromonitor’un referans aldığı büyüme. Önceki yıllara göre sistemsel olarak tahmin edilen oran. Ona yakın olan kesik çizgiler ise iyimser ve kötümser senaryoları belirtiyor. En üstteki açık mavi kesik çizgi ise altyapı yatırım ve reformların yapılması ile ulaşılabilecek devlet destekli en iyimser senaryo. En alttaki çizgiler ise ciddi bir durgunluk olması durumunda yaşanacak en kötü senaryoyu gösteriyor. Trump’ın tutumuna göre hangi senaryonun yaşanacağını zaman gösterecek.

 

AVRUPA

Amerika gibi Avrupa da bazı konularda benzer tutumlar takınıyor. Mevcut yönetime gösterilen tepkiler, bu kesimin göçmenler ve ticari anlaşmalar konusunda itirazları dikkat çekiyor.

  • Birleşik Krallık Başbakanı Therasa May 2017 Mart ayında Brexit sürecine başlamayı planlıyor. Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden ayrılması, diğer ülkelerin de kendilerini sorgulamasına yol açabilir. Ayrıca bu ülkelerin Avrupa Birliği’nden ayrılması talebin azalması anlamında yeni sorunlar yaşanmasına sebep olabilir.
  • 2017 bahar aylarında Fransa’da seçimler olacak. AB karşıtı Marine Le Pen’in seçilmesi durumunda Avrupa Birliği’nin geleceği ülke ve dünya çapında daha ciddi sorgulanabilir.
  • İtalya’da reformcu başbakan Matteo Renzi’nin istifa etmesi ile AB karşıtı kesimlerin sesi daha çok çıkmaya başlayabilir.

 

AB Üyelerinin Farklı Senaryolara Göre GSYİH Artış Tahminleri: 2015-2018

 

Bu tabloda AB üyesi bazı ülkelerin GSYİH artış tahminlerine yer verilmiş. Daha önceki yıllara göre üstteki çizgi halinde artması bekleniyor. Fakat Avrupa Birliği’nde bir ekonomik durgunluk olması durumunda alttaki çizgiler bekleniyor. Yani artış bir yana, ekonomik olarak bir küçülmeden söz etmek mümkün.

 

ÇİN

Çin’de siyasi olarak bir belirsizlik söz konusu değil fakat ekonomik olarak büyük sorunlar var. Çin ekonomisi çok hızlı büyümeye devam ediyor. Son yıllarda olduğu gibi %7 civarında büyüme hızı devam ediyor. Fakat Çin’deki büyüme; maalesef kredi artışı ile beraber gidiyor. Hatta kredi artışı büyüme oranından daha yüksek seyrediyor.

Finans dışı özel sektörde borçlanmanın GSYİH’e oranının %200 üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Yani borçlanma, GSYİH’nın 2 katından daha fazla. 1 birim üretim karşılığında 2 birim borç var. Bankaların verdiği kredilerin önümüzdeki yıllarda geri dönüşünde sorun yaşanması durumunda bankacılık sektörünün de zor günler yaşayacağı aşikar.

 

Bu borç artışı gören hükümet bazı önlemler almaya başladı:

 

  • Yüksek borç ile faaliyet gösteren şirketlerin (Zombi şirket adı veriliyor yüksek borçlanması olan şirketlere) iflas etmesi ve bankaların da bu borçları silmesi öneriliyor. Sanırım buradaki mantık kangren olacak kısmı daha fazla büyümeden kesip atmak şeklinde.
  • Emlak satışını kısıtlamak ve konut kredisinde daha temkinli gitmek adına bankalar uyarılıyor. Böylece uzun vadeli yüksek borçlanmanın önüne geçilmesi hedefleniyor.

 

Bu önlemler iyi niyetli olsa da Çin’in artan borcunu azaltmakta etkili olması zor görünüyor. Malum, çark belirli bir hıza ulaştıktan sonra onu yavaşlatmak kolay olmuyor.

 

 

Özel Sektör Borçlanması/GSYİH Oranı ve Özel Sektör Borçlanma Artışı: 2011-2016

dünya, ekonomi

 

Tablodaki 202.8 ile biten artış gösteren çizgi, özel sektör/GSYİH oranını gösteriyor. Yani özel sektör ürettiği GSYİH’nın 2 katı kadar borçlanmış. Ve bu artış da maalesef olumsuz yönde ilerliyor. Çin’in %7 civarında büyüdüğünü belirtmiştik. Özel sektör borç miktarı, %7’nin üzerinde artış gösteriyor.

Diğer çizgiden de bu oranı teyit etmek mümkün. Açık mavi olan çizgi, özel sektör borç oran artışını gösteriyor artış hızı 2014’ten itibaren düşüş göstermiş. Daha önce %20 civarında artarken artık %15 civarında artıyor. Çin’in %7 civarında büyüdüğünü düşünürsek bu oranın 2 katı hızında artmaya devam ediyor. Ve bu oran önceki yıllara göre azalmış bir oran.

 

NE YAPACAĞIZ?

Amerika, karışık. Avrupa Birliği’nin geleceği sorgulanıyor. Çin büyüyor ama borçla büyüyor.

 

Peki bu şartlar altında ihracatçı olarak ne yapacağız?

Dünyanın en büyük pazarları bu saydığımız ülkeler. Bu ülkelere satamazsak hangi ülkelere satacağız? Ne yapacağız?

 

İhracata başlama amaçlarımızdan birini hatırlayalım: Riski dağıtmak .

  • Nasıl ki ihracata tek ülkeye bağlı kalmamak adına başladıysak ihracatta da bu mantığı devam ettirmeliyiz. Tek ülkeye ihracat yapmamalı, ihracat ülke yelpazemizi çeşitlendirmeliyiz. Bu ülkelerin hacim olarak büyük pazarlar olduğuna katılıyorum. Fakat diğer ülkelere daha düşük hacimli fakat daha yüksek kâr marjı ile ihracat yapmak mümkün olabilir. Her zaman çok satmak çok kazanmak anlamına gelmeyebiliyor.
  • Transit ticaret imkanlarını değerlendirebiliriz. Bu konuda önümüzdeki haftalarda detaylı bir yazı yazmayı planlıyorum.
  • Yeni ürünler ile kendimizi farklılaştırarak kâr marjımızı artırmaya ve piyasadan etkilenme derecemizi azaltma yoluna gidebiliriz. Bu her daim yapılması gereken bir uygulama.

 

Sorularınızı ve fikirlerinizi yorum kısmından paylaşabilirsiniz.

 

Sevgilerimle,

 

Ümit Osman YILMAZ

ihracatEksperi.com

 

 

Kaynakça

  • http://www.euromonitor.com/

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
error: Emeğe saygı, lütfen kopyalamayın
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x