Girişimcilik – Bebek – Tuğla İlişkisi

 

Bültene üye olanların bildiği üzere sık sık ihracata dair eğitimler veriyorum. Bu eğitimler ihracatçı birlikleri, ticaret odaları bünyesinde olduğu gibi genele açık da olabiliyor.

Verdiğim eğitimlerde kendi işini kurmak isteyen, girişimcilik ruhu taşıyan arkadaşlarla da tanışıyorum. Bu beni gerçekten mutlu ediyor. Maaşlı olarak çalışmak yerine daha esnek çalışmanın, kendi hedefleri için çalışmanın mümkün olduğu bir iş hayatını seçmelerini takdir ediyor ve elimden geldiğince destekliyorum.

Girişimcilik cesaretinin genç yaşlarda daha yüksek olduğunu söyleyebilirim. Buna birçok kişi yaş geçtikçe sorumlulukların artmasını bahane olarak gösteriyor. Tabi ki daha dikkatli olmakta fayda var ama yaşla beraber tecrübemiz de artıyor. Her artının içinde bir eksi, her eksinin içinde bir artı var. Yin & Yang’da olduğu gibi.

Geçtiğimiz ay Ege İhracatçılar Birliği’nde verdiğim eğitimde, henüz 2 yıllık iş tecrübesi olan ve son işyerinde yaklaşık 6 aydır çalışmakta olan bir katılımcı, kendi işini kurmak istediğini belirtti. Ve bu konuda son derece istekli idi. Herkes kendi işini kurmak ister ama çok az kişi buna cesaret eder. Hemen herkesin gerçekleştirmek istediği bir “proje” vardır. Katılımcı arkadaşın girişimcilik arzusunu görmemek mümkün değildi. Tabi ki bunda Z kuşağına mensup olmasının da etkisi olduğunu düşünüyorum. Malumunuz, 2000li yılların başlarında doğanlar Z kuşağı olarak adlandırılıyor. Doğdukları andan itibaren internete sahip olan bu nesil, bizim neslimize göre aceleci ve sabırsız. Bir an önce isteklerine ulaşmak istiyorlar. Öyle ki; başladıkları bir pozisyonda 5-6 ayda terfi etmek istiyorlar. Terfi etmezlerse de istifa ediyorlar. Bunun örneklerini bankada birçok kez yaşadım. Cesur olmalarını gerçekten takdir ediyorum. Eskilerin bir sözü vardır:  “Bir dalı tutmadan diğerini bırakma” diye. Z kuşağı önce dalı bırakıyor, sonra dal var mı diye bakıyor. Önceki nesiller ile karşılaştırınca gerçekten cesur bir hareket. Girişimcilik için cesaret çok önemli.

 

girişimcilik özet

 

Kendi işini kurmak isteyenlere elimden geldiğince bilgi vermeye çalışıyorum. İş kurmanın zorluklarını anlatıyorum ki bunları bilerek yola çıksınlar. Kendi yaşadıklarımın yanı sıra tanık olduğum ve okuduklarımdan olaylar anlatıyorum. Her şeyi kendimizin öğrenme imkanı yok. Tecrübe edenlerden bilgi almakta fayda var. Bu yüzden elimden geldiğince bilgi aktarmaya çalışıyorum girişimcilik sevdalılarına.

Bebek & Girişimcilik

Girişimcilik yoluna çıktığınızda en önemli sermaye “moral”. Ticaret/ihracat yapmak için tabi ki belirli miktarda sermaye gerekiyor fakat işler, umduğunuz gibi gitmediğinde moralinizi yüksek tutmanız gerekiyor. Bunun için aileniz, arkadaşlarınız, iş çevreniz size destek olabilir fakat onlar bu konuda size destek olmasa da moralinizin yüksek olması gerekiyor. Eğer destek görmezseniz moralinizi yüksek tutmanız daha zor olacaktır ama kendi işinizi yapmak istiyorsanız motivasyon içinizden gelmeli. Dışarıdan bir motivasyona ihtiyaç duyuyorsanız, o konuda yeteri kadar motive olmadığınızı söylemek mümkün. Moralinizin bozulduğu anlar tabi ki olacaktır ama aslolan moral bozukluğunu uzun süre devam ettirmemektir.

Motivasyon konusunda bebekleri örnek alıyor ve bu konuyu bebekler üzerinden anlatıyorum. Emekleyen ve yürümeye çalışan bir bebeği düşünün. Defalarca düşer. Kalkmaya çalışır, tekrar düşer. Tekrar dener, tekrar düşer. Kalkamaz, ağlar, bir yere çarpar, canı yanar ama yürümek için tekrar dener. Çaba sarf eder. “Ben artık yürüyemeyeceğim, yapamıyorum bunu” diyerek vazgeçmez. Belki 1.000 kez düşer ama 1.001’inci denemesinde yürümeyi başarır.

İş kurduğunuzda da benzer şeyler yaşayabilirsiniz. Dileğim, ilk seferlerde başarılı olmanız fakat buna da hazırlıklı olmanızı öneririm. ihracateksperi.com sitesini kurduğumda, kimse “Ümit Osman gelsin de bize eğitim versin, bize danışmanlık hizmeti versin, biz ona ücret ödemeye hazırız” diye beklemiyordu 🙂  İhracatçı birlikleri ile görüştüm, firmalara ziyaretler gerçekleştirdim. Birçoğu vermek istediğim eğitimi/hizmeti almak istemedi ama devam ettim. Ve bir yerden sonra kabul edenler oldu. Daha sonra bu sayı arttı. Çaba harcadıkça daha da artmaya devam ediyor. O yüzden pes etmeyin. Boks müsabakasını yere düştüğünüzde değil, yerden kalkmadığınızda kaybedersiniz.

 

girişimcilik

Tuğla & Girişimcilik

İşinizi kurduğunuzda, ilk başlarda yaptıklarınızın sonucunu göremeyebilirsiniz. “Bu yaptığım işe yaramadı, para kazandırmadı” diye düşünebilirsiniz. Gittiğiniz yerlerden reddedilebilirsiniz. Fakat yapmaya devam edin. Her gün bir tuğla koymak gibi düşünün yaptıklarınızı. Bir süre sonra bir duvar ördüğünüzü göreceksiniz. Devam edin. O duvar bir odaya, odalar da eve dönüşecek. Tuğlaları koyarken zorlanabilirsiniz, moraliniz bozulabilir. Öyle durumlarda daha önce yaptıklarınıza bakın. Bunları siz yaptınız, daha iyisini de yapacak güçtesiniz. Bu nedenle tuğlaları koymaya devam edin.

 

Hem tuğla hem bebek örneğinde ortak olan husus, süreklilik ve disiplin. İstediğiniz hedefe ulaşmak istiyorsanız, disiplinli ve sürekli bir şekilde çalışmak gerekiyor. Unutmayın:

 

Taşı delen suyun gücü değil, damlaların sürekliliğidir.

 

Girişimcilik yolunda başarılar diliyorum.

 

Ümit Osman YILMAZ

ihracateksperi.com

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Subscribe
Bildir
guest
2 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Özkan Özkaya
Özkan Özkaya
2 yıl önce

Tebrikler ve teşekkürler. Örnekler çok güzel, özellikle bebek örneği teşebbüs etmekten vazgeçmemeye en güzel örnek. Zaten girişimcinin eski dildeki adı müteşebbis, teşebbüs eden, edebilen kişi… Yalnız girişimcilikte çok önemli bir nokta var ki, o da kişinin elindeki sermayenin miktarı: Yani nakit durumu. Yani kaç defa düşmeye dayanabilecek. Unutulmamalıdır ki bebek için sermaye çoktur, hatta anne-baba onun emrine amadedir. Ama girişimci için tabiri caizse hiç bir yardımcı yoktur. Bu noktanın iyi belirlenip, girişimcinin ona göre adım atmasında fayda vardır. Yoksa sonuç hüsran olabiliyor.

error: Emeğe saygı, lütfen kopyalamayın
2
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x