Kara Cuma vs. İhracat

 

Yaklaşık 10 gündür herkes döviz kurları ile meşgul. Kurlar o kadar hareketli ki birçok firma ne yapacağını bilemez hale gelmiş durumda. Bazı firmalar ticaret ve üretimlerini durdurmayı seçtiler. Çünkü sattıkları fiyat ile mal alımı yapamıyorlar. Herkes “Neden böyle oldu?” ve “Kur ne olacak?” sorularını soruyor birbirine.

Bankacılık geçmişi olan ve ihracat alanında hizmet veren biri olarak ben de kur ile ilgili sorulara muhatap oluyorum. “Kurların her gün ne olacağını bilsem sadece döviz alıp satarak geçinirdim” şeklinde cevap vererek bu soruları bertaraf ediyorum J Şaka bir yana, kurların bu kadar hareketli olması hepimizi derinden etkiliyor. Üretimi ve ticareti durduran firmaların etkilerini, bir süre sonra hepimiz hissedeceğiz. Üretimi durduran firma toptancıya mal veremeyecek. Toptancı bayisine ürün veremeyecek. Bayi, perakendeciye ürün satamayacak. Perakendeci firma da son tüketiciye ürün sunamayacak. Bu nedenle, durum düzelmezse, tüketiciler de fiyat artışı ve/veya ürün bulamama şeklinde etkilenecekler.

Döviz Kurları

Kurların aşırı hareketli olduğu günlerden 10 Ağustos tarihine “Kara Cuma” dediler. O gün ben de kurları yakından takip ettim. Kurların bu kadar oynak olduğu o gün, döviz borcu olan firmaları düşündüm. Tabi firmaların yanı sıra ülkemizin de döviz borcu var. Kurların her artışında gerçekten canım sıkıldı. O gün ödemesi olan firmaların, döviz hareketlerine karşı önlem alıp almadığını düşündüm.  Kurları takip etmekten ve firmaları, ülkemizi düşünmekten verimli şekilde çalışamadım.

12 Ağustos Pazar akşamı kurlar yine hareketlendi malum. Pazartesi günü de hareketli geçti. Fakat bu sefer kurları sürekli takip etmemeyi tercih ettim. Çok fazla haber okumadım. Televizyonu açmadım. Bunlara rağmen gündemden habersiz de kalmadım. Zaten önemli haberleri mutlaka duyuyorsunuz.

Bu hafta bu şekilde çalışmamın sebebi, Cuma günkü verimsiz çalışmamdan kendimce çıkardığım dersler. Kurları sürekli takip etmenin, haberleri izlemenin ve okumanın beni işimden alıkoyduğunu fark ettim. Firmalara yararlı olabilecek zamanımı, herkesin bildiği ve kontrol edemeyeceğim bilgileri izleyerek geçirmek ne bana ne de firmalara yarar sağlıyor. Kaldı ki ihracatın daha da önemli (ve hatta zor) olduğu bu günlerde, benim işime daha çok zaman harcamam gerekiyor. Hizmet verdiğim firmalara daha fazla katma değer üretmem gerekiyor. “Neden böyle oldu?” sorusu yerine “Buna karşı nasıl önlem alabilirim?” sorusunu sormamız gerekiyor kendimize. Kurlar aşırı derecede hareketli evet, biz bundan nasıl bir ders çıkarıp kendimize ve ülkemize yarar sağlayabiliriz? Kurlar hareketli diye sızlanmak ve moralimizi bozmak kimseye yarar sağlamıyor. İşimizi nasıl daha iyi yapabileceğimize kafa yormak hepimiz için daha verimli.

 

 

Sonuç

Zor günlerden geçtiğimiz muhakkak. Bunları yazarak tozpembe bir dünyada yaşadığımı sanmayın. Elbette zor günlerden geçiyoruz. Öyle veya böyle, bu günler de bitecek. Hangi gece sabah olmadı ki?

Böyle zamanlarda işine odaklanıp “Nasıl?” sorusunu kendisine soran ve kendisini/iş süreçlerini geliştiren kişi ve firmalar bu süreci iyi değerlendirmiş olacak. Ve eskisinden daha iyi durumda çıkacaklar bu süreçten. O yüzden büyüklerimizin dediği gibi:

 

Az laf, çok iş

 

Kalın sağlıcakla,

 

Ümit Osman YILMAZ

ihracateksperi.com

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Subscribe
Bildir
guest
1 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Mehmet Çağlar
1 yıl önce

Aynen dediğiniz gibi Osmn bey. İşimizle ilgili olsun olmasın, gündemi gereğinden fazla takip etmek, insanı asli vazifelerinden çokça alıkoyuyor, atalete sürüklüyor. Malesef bunu ben de sıkça yaşıyorum. Her ne şartta olursak olalım, işimize konsantre olup, görevimizi ifa etmemiz gerektiğini çok güzel açıklayan bir hadis:”kıyamet sabahında da olsan, elindeki ağaç fidanını dik!”. Gündelik işlerimde odağımı kaybettiğimi farkettiğim an, bu hadisi ve manasını hayal etmek bana da iyi geliyor.
Selamlar…

error: Emeğe saygı, lütfen kopyalamayın
1
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x